представлять / представить
temsil etmek; hayal etmek
FIIL
NSV
General
представлять
Süregelen, Tekrarlanan eylem
Кризис представляет собой большую опасность для роста мировой экономики.
Kriz, Dünya Ekonomisi'nin gelişimi açısından büyük tehlike arz ediyor.
Том не представляет, как его поведение влияет на окружающих.
Tom bu davranışının, etrafındakileri nasıl etkilediğini düşünmüyor.
Посол представляет свою страну за рубежом.
Büyükelçi ülkesini öteki ülkelerde temsil etmekle yükümlüdür.
A1 - Temel