однажды
bir gün, bir zamanlar
DIğER
General
Однажды я хотел бы поехать в Нью-Йорк.
Bir gün New York'a gitmek istiyorum.
Однажды мы сделаем мир местом получше.
Bir gün dünyayı daha iyi bir yer yapacağız.
Однажды испанские журналисты спутали слово "turkeys", что по-английски означает "индюки", со словом "Turks", что означает "турки".
Bir defasında İspanyol bir gazeteci İngilizce'de ''hindiler'' anlamına gelen ''turkeys'' kelimesini, yine İngilizce'de ''Türkler'' anlamına gelen ''Turks'' ile karıştırdı.
Однажды я был влюблён.
Bir zamanlar aşıktım.
Я всегда знал, что это однажды произойдёт.
Bir gün bunun olacağını her zaman biliyordum.
Я всегда знал, что однажды это произойдёт.
Bir gün bunun olacağını her zaman biliyordum.
A2 - Temel
однажды
bir gün, bir zamanlar
допустить
izin vermek; kabul etmek; yapmak (Fiil)
заплакать
ağlamaya başlamak (Fiil)
General
General kategorisi