заставить / заставлять
zorlamak; sıkıştırmak, doldurmak, tıkamak, engel olmak
FIIL
SV
General
заставить
Tamamlanan eylem
Я заставлю его заплатить деньги.
Ona parayı ödeteceğim.
Меня заставили открыть чемодан.
Beni bavulu açmaya zorladılar.
Цель рекламы - заставить потребителя запомнить название продукта.
Reklamın hedefi, ürünün ismini kullanıcıların akıllarının bir yerine kazımak.
Давай заставим Тома сделать это.
Bunu Tom'a yaptıralım.
Давай заставим Тома сделать это для нас.
Bunu bizim için Tom'a yaptıralım.
Эта музыка заставила меня прослезиться.
Müzik beni ağlattı.