двигаться / двинуться
ilerlemek; hareket etmek
FIIL
NSV
General
двигаться
Süregelen, Tekrarlanan eylem
Ты должен двигаться быстро.
Hızlı hareket etmek zorundasın.
Караван из пятидесяти верблюдов неторопливо двигался по пустыне.
Elli develi bir kervan, çölde yavaş yavaş ilerliyordu.
Им следовало бы двигаться быстро.
Onlar hızlı hareket etmek zorunda kalacaktı.
Да страшатся и да трепещут вас все звери земные, и все птицы небесные, всё, что движется на земле, и все рыбы морские: в ваши руки отданы они.
Yerdeki hayvanların, gökteki kuşların tümü sizden korkup ürkecek. Yeryüzündeki bütün canlılar, denizdeki bütün balıklar sizin yönetiminize verilmiştir.
Мы должны продолжать двигаться.
Hareket etmeye devam etmek zorundayız.