глубоко
derin, derin, derinlikli
DIğER
General
Том, глубоко задумавшись, смотрел в окно.
Tom derin düşünceye dalmış pencereden dışarıya bakıyordu.
Я глубоко благодарен тебе за твою доброту.
İyiliğin için sana derinden minnettarım.
Его речь глубоко затронула аудиторию.
Konuşması dinleyicileri derinden etkiledi.
Ты глубоко заблуждаешься.
Çok büyük bir yanılgı içindesin.
Эта заноза вошла очень глубоко.
Bu kıymık çok derine girmiş.
A2 - Temel
глубоко
derin, derin, derinlikli
далее
daha ileri, daha sonra, sonra (Kelime)
приступить
başlamak, işe koyulmak (Fiil)
General
General kategorisi