влиять / повлиять
etki yapmak, etkilemek
FIIL
NSV
General
влиять
Süregelen, Tekrarlanan eylem
Ученые доказали, что чай в больших количествах может плохо влиять на мужское здоровье.
Bilim adamları fazla çayın erkek sağlığı üzerinde olumsuz etkisinin olabileceğini göstermiştir.
Кишечная флора влияет на психику.
Bağırsak florası psikolojiyi etkiler.
Никто не знает, как Интернет влияет на человеческую память. Мы будем знать об этом только через несколько десятков лет.
Kimse İnternet'in insan hafızasını nasıl etkilediğini bilmiyor. Birkaç on yıl sonra bu konu hakkında bilgi sahibi olabileceğiz.
Климат всегда влияет на развитие сельского хозяйства.
İklim her zaman tarımın gelişmesini etkilemiştir.
Ласка положительно влияет на ребёнка.
Sıcak sözler bebekleri olumlu etkiler.
Твой приятель плохо на тебя влияет.
Arkadaşın seni kötü etkiliyor.
B1 - Orta